Tanıma ve Tenfiz Davası: Yabancı Mahkeme Kararının Türkiye’de Tanınması – Sonuç Doğurması
Yurt dışında bir mahkeme kararı aldınız; ama Türkiye’ye geldiğinizde hayatın “resmî” tarafı hiç değişmemiş gibi davranıyor. Nüfus kaydınız evli görünüyor, bankada soyadınız uyuşmuyor, icra yoluyla tahsilat yapmak istediğinizde “bu karar burada işlemiyor” deniyor. Bu şaşkınlık, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de otomatik olarak aynı etkiyi doğurmamasından kaynaklanır. Tanıma ve tenfiz davası, bu boşluğu kapatan hukuki köprüdür.
Bu rehber, “tenfiz davası avukatı” araması yapan kişilerin en çok takıldığı sorulara odaklanır: Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir, hangi belgeler şarttır, mahkeme neyi inceler, itirazlar nasıl yönetilir ve karar çıktıktan sonra hangi kurumlarda hangi adımlar atılır? Buradaki amaç, süreci şeffaflaştırmak ve dosyanın daha baştan doğru kurulmasını sağlamaktır.
Tanıma mı Tenfiz mi: Hedefe Göre Seçim
Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurmasıdır. “Bu karar var ve hukuk düzeni bunu karar olarak kabul eder” anlamına gelir. Tenfiz ise bir adım daha ileri gider: Kararın icra edilebilir kısmının Türkiye’de de zorla yerine getirilebilmesini sağlar. Boşanma kararının nüfusa işlenmesi çoğu durumda tanıma ile mümkün olurken; nafaka, tazminat, yargılama gideri veya belirli bir para borcu gibi eda hükümleri için tenfiz gündeme gelir.
Uygulamada en sık hata, hedefi doğru koymamaktır. Sadece nüfus kaydı güncellemesi hedeflenirken tenfize gidilmesi, dosyayı gereksiz yere ağırlaştırabilir. Tersi durumda ise yalnız tanıma istenip, alacak kalemleri için sonradan ikinci bir dava ihtiyacı doğabilir. Tenfiz davası avukatı, ilk değerlendirmede hedefi netleştirerek “tek seferde doğru talep” yaklaşımı kurmaya çalışır.
Hangi Kararlar Tanıma ve Tenfize Konu Olabilir?
Tanıma ve tenfiz davasının konusu, yabancı bir mahkemenin verdiği ve kesinleşmiş nitelikteki karardır. Uygulamada en sık boşanma, velayet, kişisel ilişki, nafaka ve tazminat kararlarıyla karşılaşılır. Bunun yanında ticari alacaklar, sözleşmeden doğan edimler, bazı tespit kararları veya yabancı mahkemelerin hükme bağladığı borç ilişkileri de dosyaya konu olabilir. Ana kriter, kararın “mahkeme kararı” niteliği taşıması ve verildiği ülkede kesinleşmiş olmasıdır.
Tenfiz davası avukatı bakışıyla dosya üç soruda özetlenir: Karar kesinleşti mi? Karar icra edilecek bir eda içeriyor mu? Kararın Türkiye’de kullanılacağı somut işlem nedir? Bu üç cevap, dilekçenin omurgasını belirler.
Mahkeme Neyi Denetler, Neyi Denetlemez?
Tanıma ve tenfiz, yeniden yargılama değildir. Mahkeme “yabancı hâkim doğru karar verdi mi” tartışmasına girmez; delilleri baştan tartmaz. Denetim, kararın Türkiye’de hüküm doğurmasına engel bir durum olup olmadığıyla sınırlıdır. Bu nedenle dosyanın dili, genellikle “şartlar sağlanmıştır” ekseninde kurulur.
Mahkemenin yoğunlaştığı başlıca eşikler şunlardır: kararın kesinleşmesi, karşı tarafın savunma hakkının korunması (usule uygun tebligat ve temsil imkânı), kamu düzenine açık aykırılık olmaması, bazı alanlarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin ihlal edilmemesi ve somut dosyaya göre karşılıklılık tartışması. Tenfiz davası avukatı, bu eşiklerin her birine dosyada bir “belge karşılığı” üretmeye çalışır.
Kesinleşme: Tek Belgeyle Gelen Rahatlık
Tanıma ve tenfiz davalarının en çok takıldığı konu kesinleşmedir. Kararın verildiği ülkede kanun yolları tüketilmemişse veya karar henüz kesinleşmemişse Türkiye’de tanıma/tenfiz mümkün olmayabilir. Bu nedenle kesinleşmeyi açıkça gösteren resmî belge, dosyanın merkezinde yer alır. Her ülkede kesinleşme şerhi farklı biçimde düzenlenebilir; bu yüzden belgenin yetkili makamdan alınması ve tercümesinin doğru yapılması önemlidir.
Tenfiz davası avukatı, kesinleşme belgesindeki tarihlerin karar metniyle uyumunu, belge üzerinde yer alan mühür/imza bütünlüğünü ve belgenin gerçekten kesinleşmeyi gösterip göstermediğini kontrol eder. Bu kontrol, mahkemenin ek süre vermesini veya duruşma sayısının artmasını önleyebilir.
Tebligat ve Savunma Hakkı: En Güçlü İtiraz Noktası
Karşı tarafın en sık ileri sürdüğü itirazlardan biri “davamdan haberim olmadı” iddiasıdır. Mahkeme, yabancı yargılamada savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığını inceler. Tebligat usulsüzse veya davalı hiç haberdar edilmeden karar verilmişse, tanıma/tenfiz engeli doğabilir. Bu nedenle yabancı dosyada tebligatın nasıl yapıldığını gösteren resmî kayıtlar, çoğu zaman kritik önemdedir.
Tenfiz davası avukatı, tebligat riskini baştan ele alır: posta teslim fişleri, mahkeme tutanakları, bildirim kayıtları, varsa elektronik tebligat çıktıları dosyaya eklenir ve doğru tercümeyle sunulur. Böylece itiraz geldiğinde tartışma “iddia” düzeyinde kalmaz, belge üzerinden çözülür.
Kamu Düzeni: Her Dosyada Aynı Cümleyle Yönetilmez
Kamu düzeni, tanıma ve tenfizde bir güvenlik supabı gibi çalışır. Ancak her hoşnutsuz sonuç “kamu düzenine aykırı” denilerek durdurulamaz. Mahkeme, kararın Türkiye’nin temel hukuk ilkeleriyle açık ve ağır bir çatışma yaratıp yaratmadığına bakar. Adil yargılanma mantığıyla bağdaşmayan bir süreç, savunma hakkının fiilen yok sayılması veya kişilik haklarını ağır biçimde zedeleyen hükümler bu tartışmayı büyütebilir.
Tenfiz davası avukatı, kamu düzeni meselesini soyut anlatımla değil, somut dosya üzerinden yönetir. Amaç, kararın Türkiye’de sonuç doğurmasının hukuki güvenliği zedelemediğini göstermektir. Bu yüzden dosyada süreç adımlarının ve taraflara tanınan hakların belgelerle görünür olması önem kazanır.
Yetkili Mahkeme: Dosyayı Başta Doğru Kurmak
Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme uygulamada çoğu zaman Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetki ise kural olarak davalının Türkiye’deki yerleşim yeri üzerinden değerlendirilir; yerleşim yeri yoksa alternatif yetki kuralları devreye girebilir. Yanlış yetkide açılan dava, daha işin başında süre kaybı yaratır. Tenfiz davası avukatı, dosyayı açmadan önce yetki planını ve tebligat stratejisini birlikte kurgular.
Belge Seti: Apostil, Tercüme, Tasdik Üçlüsü
Tanıma ve tenfizde “haklı olmak” kadar “evrakın doğru olması” da önemlidir. Mahkeme, yabancı mahkeme kararının sahih olduğundan emin olmak ister. Bu sahihlik çoğu durumda apostil ile sağlanır. Kararın verildiği ülke Apostil Sözleşmesi’ne tarafsa apostil şerhi alınır; taraf değilse konsolosluk onayı gibi farklı doğrulama yolları gündeme gelebilir.
Karar ve kesinleşme belgesi Türkçe değilse yeminli tercüme gerekir. Tercümede isim, tarih, para birimi ve miktar hataları, dosyayı uzatan klasik sorunlardır. Tenfiz davası avukatı, tercümeyi yalnızca dil işi değil, dosyanın teknik omurgası olarak görür; metnin Türk mahkemesinin okuyacağı şekilde açık, tutarlı ve tam olmasını ister.
Pratik Senaryolar: Hangi Sonuç İçin Hangi Yol?
Tanıma ve tenfiz, hayatın içinde net hedeflerle anlaşılır. Birinci senaryo: Yurt dışında boşandınız ve Türkiye’de yeniden evlenmek istiyorsunuz; burada çoğunlukla tanıma yeterli olur. İkinci senaryo: Boşanma kararında nafaka veya tazminat var ve Türkiye’de tahsil istiyorsunuz; bu durumda tenfiz gerekir. Üçüncü senaryo: Yabancı mahkeme ticari alacak hakkında hüküm kurdu; borçlunun Türkiye’de malvarlığına yönelmek için tenfiz davası açılır. Dördüncü senaryo: Yabancı mahkeme velayet, kişisel ilişki veya çocuğun yerleşimine dair bir düzenleme yaptı; Türkiye’de okul kaydı, pasaport işlemleri, idari başvurular ya da olası uyuşmazlıklarda bu kararın dikkate alınması için çoğu zaman tanıma gerekir. Kararın para veya edim içeren bir tarafı varsa, o kısım için tenfiz ayrıca gündeme gelebilir.
Tenfiz davası avukatı, bu senaryoları “tek cümlelik hedeflere” çevirir: nüfusta medeni hâl düzelsin, icra yolu açılsın, kurumlar kararı kabul etsin. Hedef net olunca talep sonucu, belge listesi ve duruşma planı da netleşir.
Velayet ve Kişisel İlişki Kararları: İnce Ayar Gerektirir
Yabancı mahkemenin velayet ve kişisel ilişki kararları, çoğu zaman tanıma ile Türkiye’de kabul görür. Ancak kararın fiilen uygulanması gerektiğinde, örneğin çocuğun teslimi, teslim günleri, teslimin icrası veya acil tedbir ihtiyacı gibi başlıklar devreye girebilir. Bu nedenle velayet dosyalarında tek bir şablon yoktur; kararın içeriği, çocuğun fiili yerleşimi, tarafların iletişim düzeyi ve olası riskler birlikte değerlendirilir.
Tenfiz davası avukatı, velayet dosyalarında teknik şartları tamamlarken “çocuğun üstün yararı” perspektifini de hesaba katar. Çünkü amaç yalnızca kararın kâğıt üzerinde tanınması değil, çocuğun hayatındaki düzenin sağlıklı biçimde kurulmasıdır.
İdari Yol Her Dosyada Çözüm Değildir
Bazı durumlarda yabancı boşanma kararlarının idari süreçlerle kayda geçirilmesi konuşulabilir. Ancak bu yol her dosyada mümkün olmayabilir ve nafaka ile tazminat gibi icraya konu hükümler idari güncellemeyle kendiliğinden icra edilebilir hâle gelmez. Bu nedenle somut olayda şartlar uygun değilse “idari yoldan hallederim” düşüncesi zaman kaybına dönüşebilir. Tenfiz davası avukatı, hangi yolun uygulanabilir olduğunu dosyanın gerçeklerine göre tartar.
Vekâletname ve Uzaktan Takip: Yurt Dışındayken Ne Olur?
Birçok kişi kararı yurt dışında alır ve Türkiye’de uzun süre kalamaz. Tanıma ve tenfiz davaları, büyük ölçüde evrak üzerinden yürüdüğü için dosya iyi hazırlanırsa uzaktan takip edilebilir. Bu noktada vekâletname düzeni, belgelerin doğrulanması, apostil ve tercüme adımlarının planlanması önem kazanır. Tenfiz davası avukatı, “hangi belgeyi nereden alacağız, hangisini apostilleteceğiz, hangisini tercüme edeceğiz, hangi format kabul edilir” şeklinde net bir yol haritası çıkarır. Bu sayede gereksiz seyahatler ve tekrar işlemler azalır. Belgelerin Türkiye’ye gönderimi, apostil işlemlerinin hangi kurumda yapılacağı, tercümenin kim tarafından ve nasıl onaylanacağı gibi ayrıntılar baştan netleşirse dosya daha kısa sürede olgunlaşır. Tenfiz davası avukatı, uzaktan takipte en çok sorun çıkaran noktayı bilir: eksik sayfa veya yanlış tasdik. Bu nedenle kontrol listesiyle ilerlemek büyük fark yaratır.
Süre ve Masrafı Etkileyen Faktörler
Bu davalarda süreyi belirleyen ana unsur, evrakın eksiksizliği ve tebligatın sorunsuz ilerlemesidir. Apostil beklenmesi, tercüme hatalarının düzeltilmesi, karşı tarafın yoğun itirazları veya adres sorunları dosyayı uzatabilir. Masraf kalemleri de benzer biçimde değişir: mahkeme harç ve giderleri, tebligat masrafları, tercüme ve tasdik giderleri, gerekiyorsa ek bildirim giderleri gibi. En pratik yaklaşım, masrafı “dava giderleri” ve “belge giderleri” diye ikiye ayırmaktır. Dava giderleri, mahkeme harç ve giderleri ile tebligat masraflarını kapsar. Belge giderleri ise apostil, tercüme ve tasdik süreçlerinden doğar. Ülke, kararın uzunluğu ve itiraz düzeyi arttıkça belge giderleri yükselir. Bununla birlikte her dosyada tek bir standart rakam vermek doğru olmaz; önemli olan, uzamaya sebep olan riskleri baştan azaltmaktır.
Duruşma Pratiği: Hikâye Değil, Dosya Konuşur
Tanıma ve tenfiz davalarında duruşmalar çoğu zaman kısa sürer. Mahkeme evrak setini inceler, tarafların beyanını alır, eksik varsa tamamlatır. İtiraz yoksa veya itirazlar belgeyle hızlıca çürütülebiliyorsa süreç daha az celseyle tamamlanabilir. Eksik apostil, eksik tercüme, yanlış yetki veya tebligat sorunları ise dosyayı uzatır.
Tenfiz davası avukatı açısından iyi duruşma, az konuşup doğru belgeyi göstermek demektir. Bu davalarda uzun açıklamalar çoğu zaman gereksizdir; önemli olan mahkemenin denetlediği şartları net biçimde karşılamaktır.
Karar Sonrası Adımlar: Nüfus, İcra, Kurum Güncellemeleri
Mahkeme tanıma veya tenfize karar verdiğinde iş bitmez; kararın kesinleşmesi ve ilgili kurumlarda uygulanması gerekir. Boşanma tanıma kararları nüfus kayıtlarına işletilir. Tenfiz kararları ise icra takibinin önünü açar. Bunun yanında banka kayıtları, sigorta poliçeleri, tapu işlemleri, iş sözleşmeleri, okul kayıtları gibi alanlarda medeni hâl güncellemeleri gündeme gelebilir. Tenfiz davası avukatı, “karar çıktı” anını değil, kararın kurumlarda sorunsuz şekilde işlediği anı süreç sonu sayar.
Karşı Tarafın İtirazları: Dosyada Önleyici Kurgu
Tanıma ve tenfizde itirazlar çoğunlukla “esas”tan değil “usul”den gelir: kesinleşme yok, tebligat usulsüz, belge sahih değil, kamu düzeni ihlali var gibi. Bu nedenle savunma, uzun anlatımdan çok belge düzenine dayanır. Tebligat kayıtları, kesinleşme şerhi, apostil ve tercüme bütünlüğü dosyada doğru duruyorsa itirazların büyük kısmı etkisiz kalır. Tenfiz davası avukatı, dilekçede her şartı kısa bir cümleyle kurar; ardından o cümlenin belgesini ekleyerek mahkemenin incelemesini hızlandırır.
Karşı taraf Türkiye’de değilse tebligat süresi uzayabilir; bu durumda adres araştırması ve uluslararası tebligat prosedürü öne çıkar. Dosyayı buna göre planlamak, süreyi öngörülebilir kılar. Aksi halde mahkeme eksik tebligat nedeniyle yeniden işlem ister.
En Sık Yapılan Hatalar: Dosyayı Uzatan Klasikler
- Kesinleşme belgesi olmadan dava açmak
- Kararın bir kısmını sunmak; ekleri ve sayfaları eksik bırakmak
- Apostil veya konsolosluk onayı gerekliliğini kaçırmak
- Yeminli tercümede isim, tarih, miktar hatası yapmak
- Sadece tanıma gerekirken tenfize gitmek veya tam tersi
- Davalının adresini planlamadan tebligata çıkmak
Bu hataların çoğu dosya hazırlığıyla ilgilidir; yani mahkemeye gitmeden önce çözülebilecek sorunlardır. Tenfiz davası avukatı, bu nedenle ilk enerjisini dilekçeden çok evrak setine verir. Dosya temiz olursa dava çoğu zaman kendiliğinden akışa girer.
Başlamadan Önce 7 Soruluk Hızlı Test
- Elinizde kararın onaylı örneği var mı?
- Kesinleşmeyi gösteren resmî belgeyi aldınız mı?
- Ülke apostile tabi mi, değil mi?
- Tercüme tüm sayfaları kapsıyor mu, terimler doğru mu?
- Hedefiniz yalnızca tanıma mı, yoksa icra için tenfiz mi?
- Karşı tarafın tebligat adresi net mi?
- Kararın Türkiye’de kullanılacağı işlem ve kurum belli mi?
Bu test, tanıma ve tenfiz davasına hazır olup olmadığınızı hızlıca görmenizi sağlar. Tenfiz davası avukatı ile çalışıyorsanız, bu soruların her biri dosyada bir belge veya açıklama olarak karşılık bulmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Tenfiz davası avukatı ne sağlar?
Tenfiz davası avukatı; yabancı kararın Türkiye’de icra edilebilir hâle gelmesi için gerekli şartları ve belgeleri organize eder, davayı doğru mahkemede açar, itirazları teknik olarak yönetir ve karar sonrası icra/nüfus aşamalarının doğru ilerlemesine yardımcı olur.
Sadece boşanma için tenfiz şart mı?
Yalnızca medeni hâlin güncellenmesi hedefleniyorsa çoğu durumda tanıma yeterli olabilir. Nafaka ve tazminat gibi icra edilecek hükümler varsa tenfiz gündeme gelir.
Karar çok eskiyse sorun olur mu?
Genel çerçevede kararın kesinleşmiş olması esastır; kararın tarihi tek başına engel değildir. Ancak somut dosyada tebligat, kamu düzeni veya diğer şartlar ayrıca değerlendirilir.
Karşı taraf Türkiye’de yaşamıyorsa dava açılamaz mı?
Dava açılabilir; ancak tebligat ve adres planlaması önem kazanır. Davalının adresinin tespiti ve doğru tebligat yöntemi, sürecin uzamamasını sağlar.
Tanıma ve tenfiz davası, yabancı mahkeme kararını Türkiye’de etkili kılmanın en temel yoludur. Hangi karara hangi yolun uygulanacağı, hedeflenen sonuca göre değişir: statü etkisi için tanıma; icra edilebilir sonuç için tenfiz. Bu davalarda başarı, dramatik anlatımdan değil, doğru mahkeme seçimi ve kusursuz evrak setinden doğar. Tenfiz davası avukatı desteği, süreci teknik açıdan güvenli yürütmek ve kararın Türkiye’de gerçekten “işlemesini” sağlamak için kritik bir avantaj sunar.











